Uzmanlık Alanları

Samsun Kolposkopi

Rahim ağzı sağlığının değerlendirilmesinde ışıklı ve büyütücü bir sistem kullanılarak şüpheli alanların hassasiyetle incelenmesine olanak tanıyan ileri bir tetkik uygulamasıdır.

Samsun kolposkopi uygulamaları, rahim ağzı (serviks) kanserinin henüz ortaya çıkmadan yıllar önce hücresel düzeyde tespit edilmesini ve tamamen önlenmesini sağlayan, modern jinekolojinin en hayati tanı yöntemlerinden biridir. 

Kadın sağlığı taramalarında smear testi veya HPV sonucunun şüpheli gelmesi, hastalar üzerinde genellikle büyük bir korku ve belirsizlik yaratır. 

Ancak bu testler kesin bir hastalık tanısı değil, sadece daha detaylı bir inceleme yapılması gerektiğine dair uyarıcı sinyallerdir. İşte bu belirsizliği ortadan kaldıran, rahim ağzındaki o milimetrik doku değişimlerini güçlü optik sistemlerle aydınlatan altın standart yöntem kolposkopidir. 

Erken teşhisin tam anlamıyla hayat kurtardığı bu süreçte, hastanın panik yapmadan doğru ve bilimsel adımları atması teşhisin doğruluğunu ve tedavinin başarısını belirler.

Kolposkopi Nedir?

Kolposkopi Nedir?

Kolposkopi, ucunda güçlü bir ışık kaynağı ve yüksek çözünürlüklü optik mercekler bulunan "kolposkop" adı verilen özel bir mikroskop yardımıyla rahim ağzının, vajinanın ve vulvanın detaylı olarak incelenmesi işlemidir. 

Hastalarımız genellikle bu tıbbi cihazın vücudun içine gireceğini düşünerek ciddi bir endişe yaşarlar; oysa kolposkop cihazı vajinanın tamamen dışında kalır. 

Tıpkı güçlü bir dürbün gibi, dokuları on ila kırk kat arasında büyüterek görüntüyü yüksek çözünürlüklü bir monitöre yansıtır. 

Standart bir jinekolojik muayenede çıplak gözle görülmesi imkansız olan hücresel anormallikler, şüpheli kılcal damar değişiklikleri ve doku bozulmaları bu ileri teknolojik büyüteç sayesinde hekim tarafından milimetrik bir hassasiyetle gözlemlenir.

Anormal Smear veya HPV Pozitifliği Neden "Kanser" Demek Değildir?

Polikliniğe büyük bir korkuyla başvuran pek çok hastanın en büyük yanılgısı, smear testinde hücresel bir anormallik çıkmasını veya HPV testinin pozitif gelmesini "kanser oldum" şeklinde yorumlamasıdır.

Tıbbi gerçek şudur ki; rahim ağzındaki bir HPV enfeksiyonunun (özellikle yüksek riskli tiplerin) kansere dönüşmesi ortalama on ila on beş yıl süren, son derece yavaş ve sessiz ilerleyen bir süreçtir. 

Smear ve HPV testleri bu sürecin henüz en başındaki, kanserle uzaktan yakından ilgisi olmayan ilk hücresel bozulmaları (displazi veya prekanseröz lezyonları) yakalar. 

Yani bu testlerin anormal çıkması, kanser olduğunuzu değil, kanser olmadan önce müdahale edilebilecek ve hastalığın yüzde yüz önlenebileceği o çok değerli "altın zaman diliminde" olduğunuzu gösterir.

Bu hassas ve kaygı düzeyi yüksek dönemi, hastanın psikolojisini koruyarak ve en doğru tıbbi haritalandırmayı yaparak yönetmek, ileri düzey onkolojik tarama tecrübesi gerektirir. 

Sizi gereksiz korkulardan uzaklaştırarak rahim ağzı sağlığınızı mikroskobik düzeyde güvence altına alan uzman bir Samsun kadın doğum doktoru ile yola çıkmak, bu sürecin en rahatlatıcı ve güvenli adımıdır. 

Hastalarına sunduğu şeffaf, bilimsel ve şefkatli yaklaşımıyla bilinen Op. Dr. Zehra Yılmaz, kliniğinde en son teknoloji kolposkopik görüntüleme sistemleriyle bu hayati tanı sürecini titizlikle yürütmekte ve sağlığınızı en yüksek standartlarda koruma altına almaktadır.

Hangi Durumlarda Kolposkopi Çekilmesi Kesinlikle İstenir?

Kolposkopi, rutin jinekolojik muayenenin her hastaya uygulanan standart bir parçası değildir. Bu ileri düzey görüntüleme yöntemine, yalnızca rahim ağzı sağlığıyla ilgili şüphe uyandıran belirli klinik veriler elde edildiğinde başvurulur. 

Amacımız, ortada henüz gerçek bir hastalık yokken, hücresel düzeyde başlayan o sinsi değişimi yakalayarak sürecin kansere ilerlemesini kesin olarak durdurmaktır. 

Tıbbi kılavuzlar, hastayı bu detaylı incelemeye yönlendiren bazı net kırmızı alarm durumları belirlemiştir.

HPV Tip 16 ve Tip 18 Pozitifliği

İnsan Papilloma Virüsü (HPV), yüzden fazla farklı alt tipe sahip oldukça yaygın bir enfeksiyondur ve bu tiplerin çoğu vücudun bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir. 

Ancak tıbbi onkolojide yüksek riskli olarak sınıflandırılan HPV Tip 16 ve Tip 18, dünya genelindeki rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık yüzde yetmişinden tek başına sorumludur. 

Bu iki agresif virüs tipi rahim ağzı hücrelerine yerleştiğinde hücresel bozulma süreci çok daha hızlı ve yıkıcı ilerler. 

Bu nedenle, smear testiniz tamamen normal gelse bile, eğer HPV DNA testinizde Tip 16 veya Tip 18 pozitifliği saptanmışsa, bekleme veya takip etme lüksümüz yoktur; rahim ağzındaki olası gizli hasarı tespit etmek için kolposkopi yapılması tartışmasız bir tıbbi zorunluluktur.

Smear Testinde Görülen Hücresel Değişimler

Smear testi bir kanser teşhis aracı değil, sadece bir tarama testidir ve rahim ağzından dökülen yüzey hücrelerinin mikroskop altında incelenmesi esasına dayanır. 

Patoloji laboratuvarından gelen raporda hücrelerin şekillerinde, çekirdek yapılarında veya boyutlarında anormallikler (displazi) rapor edilmişse, bu durum o bölgede hücresel bir savaşın başladığını gösterir ve asıl hasarın boyutunu görmek için kolposkopiye ihtiyaç duyulur.

Rahim İçi Yapışıklıkların (Asherman Sendromu) Açılması

Hastalarımız patoloji raporlarında bu karmaşık harf dizilimlerini gördüklerinde büyük bir paniğe kapılırlar. ASCUS, önemi tam olarak belirlenemeyen hafif atipik hücrelerin varlığını ifade eder ve genellikle basit bir enfeksiyona veya çok hafif bir HPV etkisine bağlıdır. 

LSIL, düşük dereceli hücresel bozulmaları temsil eder ve bu lezyonların büyük bir kısmı vücut tarafından zamanla kendiliğinden iyileştirilir. 

Ancak raporunuzda HSIL (yüksek dereceli lezyon) veya ASC-H (yüksek dereceli lezyonu dışlayamayan atipik hücreler) ifadeleri yer alıyorsa, bu durum hücresel değişimin kanser öncülü aşamaya çok yaklaştığının ciddi bir uyarısıdır. 

Tüm bu şüpheli smear sonuçları, hücresel değişimin gerçek derinliğini doku bazında haritalandırmak için doğrudan kolposkopi işlemini gerektirir.

Muayenede Rahim Ağzında Gözle Görülen Şüpheli Lezyonlar

Bazen hastanın smear ve HPV testleri tamamen negatif (temiz) gelse bile, hekim rutin jinekolojik muayene sırasında spekulum ile rahim ağzına baktığında çıplak gözle dahi şüpheli bulgular saptayabilir. 

Rahim ağzında normal olmayan karnabahar benzeri kabarıklıklar, tedaviye dirençli derin yaralar (ülserasyonlar) veya olağandışı kanamalı damar ağları görülmesi durumunda, test sonuçlarına bakılmaksızın o bölgenin kolposkopik büyüteç altında çok daha yakından incelenmesi tıbbi bir zorunluluktur.

Nedeni Bilinmeyen İlişki Sonrası Kanamalar

Aktif cinsel yaşamı olan bir kadında, cinsel birleşme sırasında veya hemen sonrasında yaşanan ağrısız ve lekelenme tarzındaki kanamalar, tıp literatüründe her zaman ciddiye alınması gereken bir alarm sinyalidir. 

Rahim ağzındaki hücresel bozulmalar, dokunun üzerindeki kılcal damarların son derece kırılgan ve hassas bir hale gelmesine neden olur. İlişki sırasındaki o hafif mekanik temas bile bu zayıf damarların çatlayıp kanamasına yol açar. 

Bu tür sebebi açıklanamayan kanamalarda, altta yatan gizli bir rahim ağzı patolojisini dışlamak için mutlaka kolposkopi cihazıyla doku taraması yapılmalıdır.

Samsun Kolposkopi İşlemi Nasıl Yapılır?

Kolposkopi kelimesi hastalarımızda ağır bir cerrahi ameliyat izlenimi yaratsa da, bu işlem aslında standart bir jinekolojik muayeneden sadece on beş dakika daha uzun süren, son derece konforlu ve ofis şartlarında gerçekleştirilen ağrısız bir incelemedir. 

Kliniğimizde bu süreci en yüksek teknolojik optik cihazlarla yönetiyor, hastamıza ekran üzerinden kendi anatomisini ve sağlıklı dokularını göstererek şeffaf bir tıbbi güven ortamı yaratıyoruz.

1- İşlem Öncesi Hazırlık

Samsun Kolposkopi

Kolposkopinin başarısı, rahim ağzı dokusunun kimyasal yapısının ve hücresel özelliklerinin doğal halinde incelenmesine bağlıdır. 

Bu nedenle işlemden önceki son kırk sekiz saat boyunca hastanın vajinal bölgeye müdahalede bulunmaması istenir. 

Cinsel ilişkiye girilmemesi, vajinal duş (vajina içinin yıkanması) yapılmaması ve fitil veya krem gibi lokal medikal ilaçların kullanılmaması, görüntülenecek dokunun netliği açısından çok önemlidir.

Kolposkopi Adet Döngüsünün Hangi Gününde Yapılır?

İşlem için en doğru ve tıbben en verimli zaman, adet kanamasının tamamen bittiği ve rahim ağzının kan kalıntılarından arındığı ilk günlerdir. 

Kanama devam ederken kolposkopi yapılması, uygulanan özel solüsyonların dokuya tutunmasını engeller ve kanın kırmızı rengi, hücresel değişimlerin o ince detaylarını kameradan gizleyerek sağlıklı bir teşhis konulmasını imkansız hale getirir.

2. İnceleme Aşaması

Hasta jinekolojik muayene masasına alındıktan sonra, rahim ağzını görünür kılmak için standart bir spekulum vajinaya nazikçe yerleştirilir. 

Ardından yüksek çözünürlüklü kolposkop cihazı vajinanın hemen dışına, hastaya temas etmeyecek bir mesafeye konumlandırılır. 

Hekim önce dokuyu doğal haliyle büyütülmüş olarak inceler ve ardından hücrelerin kimyasal tepkilerini ölçmek için boyama aşamasına geçer.

Asetik Asit ve Lugol (İyot) Solüsyonu Neden Kullanılır?

İşlemin en hayati adımı, pamuklu uzun bir çubuk yardımıyla rahim ağzına seyreltilmiş asetik asit (özel bir sirke solüsyonu) sürülmesidir. Bu sıvı uygulandığında, bölgedeki hücrelerin protein yapısıyla saniyeler içinde kimyasal bir reaksiyona girer. 

Ardından Schiller testi adı verilen ikinci aşamada Lugol adı verilen iyot içerikli kahverengi bir solüsyon sürülerek hücrelerin glikojen (şeker) tutma kapasitesi değerlendirilir.

Beyazlaşan Şüpheli Alanların Tespiti

Sağlıklı rahim ağzı hücreleri asetik asit sürüldüğünde renk değiştirmezken, HPV virüsünün bozduğu veya kanser öncülü değişim gösteren hücrelerin protein yoğunluğu çok yüksek olduğu için asetik asidi emerek anında belirgin, kalın ve beyaz bir renge (asetobeyaz lezyon) dönüşürler. 

İyot (Lugol) sürüldüğünde ise normal hücreler iyodu emerek koyu kahverengi veya siyaha boyanırken, hastalıklı hücreler iyodu tutamaz ve açık sarı renkte, net sınırlarla kendini ele verir. 

İşte bu renk değişimleri, çıplak gözle asla görülemeyen o hastalıklı hücre haritasını hekimin önüne serer.

3. Kritik Aşama

Samsun Kolposkopi

Renk değiştiren, beyazlayan veya damarlanması bozulmuş spesifik alanlar kolposkopla tam olarak tespit edildikten sonra, sadece bu sorunlu odaklardan pinpon topunun ucundan koparılmış bir kırıntı büyüklüğünde doku örnekleri alınır. Bu işleme kolposkopik biyopsi adı verilir. 

Eğer hücresel bozulmanın rahim ağzı kanalının daha derinlerine doğru ilerlediğinden şüpheleniliyorsa, ince bir aletle kanalın içinden de hafifçe sürüntü şeklinde doku alınır ki buna da Endoservikal Küretaj (ECC) denir. 

Alınan bu milimetrik parçalar, kesin tanı için onkolojik patoloji laboratuvarına gönderilir.

Kolposkopi ve Biyopsi Acı Verir mi?

Polikliniğimizde en sık duyduğumuz cümlelerden biri biyopsi sırasında duyulacak acı korkusudur. Anatomik bir mucize olarak rahim ağzı (serviks) bölgesi, kesilme veya delinme gibi keskin ağrıları algılayacak sinir uçlarından büyük ölçüde yoksundur. 

Bu bölgedeki sinir ağı daha çok derin gerilmeleri hisseder. Bu nedenle biyopsi esnasında dokudan o milimetrik parça koparılırken hasta keskin bir acı değil, sadece adet sancısına (kramp) benzeyen bir saniyelik hafif bir basınç hisseder.

Lokal Anestezi Gerekir mi, İşlem Sırasında Neler Hissedilir?

Yukarıda bahsedilen anatomik hissizlik nedeniyle, standart bir kolposkopik biyopsi işleminde hastayı uyutmaya veya iğneyle anestezi yapmaya tıbben gerek duyulmaz. 

İşlem sırasında asetik asit sürüldüğünde vajinada sadece çok hafif bir yanma veya karıncalanma hissi oluşabilir. 

Çok kaygılı olan veya ağrı eşiği son derece düşük hastalarımızda işlemi sıfır his ile tamamlamak adına, parça alınacak bölgeye lokal anestezi spreyleri veya uyuşturucu etkili medikal jeller sürülerek o bir saniyelik basınç hissinin dahi tamamen önüne geçilmektedir.

Kolposkopi ve Biyopsi Sonrası İyileşme Süreci

Kolposkopi ve rahim ağzı biyopsisi, hastanede yatış gerektirmeyen ve hastanın işlem biter bitmez yürüyerek sosyal hayatına veya işine dönebildiği son derece pratik bir medikal uygulamadır. 

Ancak rahim ağzından alınan o milimetrik dokuların yerinde küçük birer açık yara oluştuğu için, bedenin bu bölgeleri onarması ortalama bir ila iki haftalık bir iyileşme periyodu gerektirir. 

Bu süreçte vücudunuzun vereceği bazı doğal tepkileri önceden bilmek, sizi gereksiz panik ve acil servis başvurularından koruyacaktır.

İşlem Sonrası Görülen Kahverengi/Siyah Akıntı Normal midir?

İşlemden sonraki ilk birkaç gün iç çamaşırınızda telve kıvamında kahverengi, koyu sarı veya tamamen siyah renkli, bazen de küçük parçacıklar (pıhtı gibi) içeren akıntılar görmeniz beklenen ve tamamen normal bir durumdur.

Bu akıntı bir kanama veya enfeksiyon işareti değildir. 

İşlem sırasında rahim ağzını boyamak için kullanılan iyot (Lugol) solüsyonunun ve biyopsi alınan yerlerdeki kanamayı anında durdurmak için sürülen özel medikal sıvıların (Monsel solüsyonu) vücut tarafından yavaş yavaş dışarı atılmasının doğal bir sonucudur. 

Bu sıvılar görevini tamamladıktan sonra vajinal yoldan temizlenir.

Hafif Kanama ve Kramp Durumunda Yapılması Gerekenler

Biyopsi alınan bölgeler iyileşirken, ilk birkaç gün boyunca çok hafif, açık pembe renkli lekelenmeler veya birkaç damla taze kanama yaşanması fizyolojik iyileşmenin bir parçasıdır. 

Aynı zamanda rahim, yapılan bu müdahaleye refleks olarak hafifçe kasılabilir ve bu da alt karın bölgesinde tıpkı adet dönemindeki gibi hafif kramplar yaratabilir. 

Bu ağrıları kontrol altına almak için hekiminizin önereceği basit ağrı kesiciler (parasetamol veya ibuprofen türevleri) kullanmanız yeterli olacaktır. 

Ancak kanamanız adet kanamasını geçecek kadar yoğunlaşırsa, o zaman vakit kaybetmeden kliniğimize başvurmanız gerekir.

Enfeksiyondan Korunmak İçin Yasak Olan Aktiviteler

Biyopsi işlemi sonrasında rahim ağzında bulunan o milimetrik yaralar kapanana kadar bölge, dışarıdan gelebilecek her türlü bakteriye ve enfeksiyona karşı oldukça savunmasız bir haldedir. 

Bu dokuların steril bir şekilde ve hızla kaynaması için hastalarımızın bazı temel hijyen kurallarına ve kısıtlamalara harfiyen uyması gerekmektedir.

Cinsel Perhiz (İlişki Yasağı) Ne Kadar Sürer?

İyileşmekte olan dokuya mekanik bir travma yaratmamak ve dışarıdan enfeksiyon taşımamak adına, işlemden sonra ortalama on ila on beş gün boyunca cinsel ilişkiye girilmesi tıbben kesinlikle yasaktır. 

Bu süre, alınan biyopsi sayısına ve dokunun genişliğine göre hekiminiz tarafından kişiye özel olarak uzatılıp kısaltılabilir.

Tampon, Vajinal Duş, Havuz ve Küvet Kullanımı Kısıtlamaları

Yine aynı enfeksiyon riskini sıfırda tutmak için, cinsel perhiz süresi boyunca vajinanın içine tampon yerleştirilmemeli (sadece hijyenik ped kullanılmalı) ve vajinal duş (vajina içinin yıkanması) asla yapılmamalıdır. 

Ayakta ılık bir duş almanızda hiçbir sakınca yoktur ancak banyo küvetine su doldurup içine oturmak, denize, havuza veya kaplıcaya girmek suyun içindeki bakterilerin doğrudan o açık yaralara ulaşmasına neden olacağı için iyileşme tamamlanana kadar kesinlikle yasaklanmıştır.

Biyopsi Sonuçlarının Yorumlanması ve İleri Tedavi Adımları

Samsun Kolposkopi

Kolposkopi işleminden sonra alınan milimetrik parçalar onkolojik patoloji laboratuvarına gönderilir ve uzman patologlar tarafından hücresel düzeyde incelenerek raporlanır. 

Gelen bu rapor, rahim ağzındaki değişimin kanser mi yoksa kanser öncülü (prekanseröz) bir lezyon mu olduğunu kesin ve tartışmasız bir şekilde ortaya koyar. 

Hastalarımız patoloji sonuçlarındaki tıbbi terimleri gördüklerinde genellikle büyük bir korkuya kapılsalar da, bu lezyonların seviyeleri uygulanacak o koruyucu tedavinin de haritasını belirler.

CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 Sonuçları Ne Demektir?

Patoloji raporlarında en sık karşılaşılan terim olan CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi), rahim ağzı hücrelerindeki kanserleşme öncesi bozulmanın (displazinin) derinliğini ifade eder. 

Bu durum kesinlikle kanser demek değildir; kansere dönüşme potansiyeli taşıyan bir alarm evresidir. CIN 1 (hafif displazi), hücresel bozulmanın dokunun sadece en alt üçte birlik kısmında olduğunu gösterir ve çoğunlukla vücudun kendi bağışıklık sistemi tarafından bir iki yıl içinde kendiliğinden temizlenir; bu yüzden genellikle sadece takip edilir. 

CIN 2 (orta şiddette displazi), bozulmanın dokunun üçte ikisine yayıldığını belirtirken; CIN 3 (şiddetli displazi), tüm doku katmanlarının bozulduğunu ancak hücrelerin henüz o ana zarı delip gerçek bir kansere (invaziv kanser) dönüşmediğini ifade eder. 

CIN 2 ve CIN 3 saptanan hastalarda bekleme lüksü yoktur, o bozuk dokunun oradan cerrahi olarak tamamen temizlenmesi tıbbi bir mecburiyettir.

LEEP veya Soğuk Konizasyon İşlemi Nedir?

Patoloji sonucunda CIN 2 veya CIN 3 saptanan hastalarımızda, hastalığın kansere ilerlemesini yüzde yüz durdurmak amacıyla uygulanan altın standart tedaviler LEEP (Loop Electrosurgical Excision Procedure) veya Soğuk Konizasyon işlemleridir. 

LEEP yönteminde, elektrik akımı geçen incecik tel bir halka yardımıyla rahim ağzındaki o hastalıklı hücrelerin bulunduğu bölge tıpkı bir şapkanın tepesi gibi milimetrik olarak traşlanarak çıkarılır. 

Soğuk Konizasyon ise aynı işlemin bistüri (neşter) ile yapılarak rahim ağzından koni şeklinde bir parça alınmasıdır. 

Her iki işlem de yaklaşık on beş dakika sürer, hastanın doğurganlığına veya ileride anne olmasına engel olmaz ve o tehlikeli hücreleri vücuttan kalıcı olarak uzaklaştırarak sizi rahim ağzı kanserinden kesin olarak kurtarır.

Samsun Kolposkopi Fiyatları 2026

İki bin yirmi altı yılı güncel sağlık sektörü standartları çerçevesinde Samsun'da uygulanan kolposkopi bütçeleri, hastanın o anki tıbbi gereksinimlerine ve uygulanacak işlemin derinliğine göre şekillenmektedir. 

Sürecin maliyeti size ilk andan itibaren büyük bir şeffaflıkla aktarılır.

Fiyatları Etkileyen Faktörler

Maliyeti etkileyen en temel fark, işlemin sadece kolposkopik büyüteçle rahim ağzına bakılıp herhangi bir şüpheli lezyon görülmeden sonlandırılması (diagnostik inceleme) ile dokudan birden fazla bölgeden biyopsi alınarak ve rahim ağzı kanalından kazıma (ECC) yapılarak bu parçaların patoloji laboratuvarına gönderilmesi arasındaki işçilik ve laboratuvar giderleridir. 

Anestezi talep eden hastalarımızda uygulanacak sedasyonun maliyeti de bütçeye eklenmektedir. Size en uygun ve gerekli olan tıbbi planlama, kapsamlı bir değerlendirmenin ardından dürüstlükle tarafınıza sunulur.

Video Köşesi

Sonuç

Samsun kolposkopi incelemeleri, smear veya HPV testlerindeki o korkutucu belirsizlikleri ortadan kaldıran, rahim ağzı kanserini henüz bir hastalık bile değilken hücre düzeyinde yakalayıp tamamen önlememizi sağlayan en güçlü medikal kalkanımızdır. 

Bir testinizin anormal çıkması sizin kanser olduğunuz anlamına gelmez; aksine, bu sinsi hastalığı başlamadan bitirmek için size sunulmuş paha biçilmez bir şanstır. 

Bedeninizin verdiği bu uyarı sinyalini görmezden gelmek yerine, ileri teknoloji optik cihazların aydınlattığı bilimsel bir yolda yürüyerek sağlığınızı kesin bir güvenceye alabilirsiniz. 

Her aşamada hastasının psikolojik endişelerini anlayan ve yüksek jinekolojik onkoloji deneyimiyle en doğru haritalandırmayı yapan Op. Dr. Zehra Yılmaz, kliniğinde sizi bu kaygı dolu bekleyişten kurtarıp rahim ağzı sağlığınızı ömür boyu koruma altına almak için şefkatli profesyonelliğiyle yanınızdadır. 

Korkularınızı geride bırakın ve hayat kurtaran bu teşhis adımını güvenle atın.

Sık Sorulan Sorular

Kolposkopi işlemi toplam kaç dakika sürer?

İşlem hazırlık, solüsyonların uygulanması ve dokuların reaksiyon vermesinin beklenmesi de dahil olmak üzere ortalama 15 ile 20 dakika arasında tamamlanır.

Daha önce cinsel ilişkisi olmayanlara kolposkopi yapılabilir mi?

Hayır, yapılamaz. Rahim ağzını görüntüleyebilmek için vajinaya spekulum adı verilen muayene aletinin yerleştirilmesi şarttır; bu işlem kızlık zarına zarar vereceği için aktif cinsel yaşamı olmayanlara uygulanmaz.

Hamilelikte (gebelikte) kolposkopi veya biyopsi yaptırmak bebeğe zarar verir mi?

Kolposkopi cihazıyla sadece dışarıdan bakmak gebelikte tamamen güvenlidir. Ancak kanama riski nedeniyle, gebelikte biyopsi sadece çok güçlü bir kanser şüphesi (HSIL/CIN3) varsa alınır ve bebeğe hiçbir zararı yoktur.

Çok korkan veya panik atak hastası olanlarda kolposkopi uyutularak (genel anesteziyle) yapılır mı?

Evet, işlem tıbben anestezi gerektirmese de, yüksek kaygı duyan, jinekolojik masadan korkan veya panik atak hastası olan kadınlarda damar yolundan verilen çok hafif bir uyutucu (sedasyon) ile işlem sıfır stresle tamamlanabilir.

Biyopsi için alınan parçalar laboratuvardan kaç gün içinde sonuçlanır?

Alınan dokuların özel kimyasallarla sabitlenmesi, kesitlere ayrılması ve patoloji uzmanı tarafından mikroskopta detaylıca incelenmesi süreci genellikle 5 ila 10 iş günü içerisinde sonuçlanmaktadır.

Diğer Hizmetler