Doğum 36. ve 42. gebelik haftaları arasında gerçekleşen bir eylemdir. Doğumun başlamadan önce yani doğum yaklaştığında vücudumuzda birtakım değişiklikler olur. Biz birtakım belirtilerle doğuma yaklaşmış oluruz. Bunları ön belirtiler diyoruz. Birtakım belirtilerle de doğumun başladığını öğrenmiş oluruz buna da genel belirtiler diyoruz.

Ön belirtilere bakacak olursak bunlardan bir tanesi işte bel ağrıları, sırt ağrıları, özellikle bebeğin renk kanalına inmesi ile yani doğum yaklaştığında bel ağrıları, kasık ağrıları, gebede artmaya başlar. Diğer bir belirti nefes almada rahatlama, mide basısının ortadan kalkması bu da gene bebeğin doğum kanalına inmesi ile birlikte daha önceki süreçte bebek büyüdükçe akciğerlerine bası yapan bebeğin aşağı inmesi ile annedeki rahatlama olayıdır. Diğer bir belirti doğum başlamadan hemen önce bazen bağırsak alışkanlığında değişiklikler olabilir. İshal, kabızlık gibi bulgular bunun dışında yalancı kasılmalar dediğimiz özellikle 32. haftadan sonra dönem dönem gelen bizi bebeğimizi doğuma hazırlayan birtakım karnınızda sertlik olarak veya hafif adet sancısı gibi hissettiğimiz düzensiz kasılmalar olur. Bunun dışında bir de ani enerji yükselmesi olur. Bunlar doğumun ön belirtileridir.

Enerji yükselmesi uzakta doğuma birkaç gün kala hissedilir. Her gebede süresi değişik olmakla birlikte yani gebe o zamana kadar yorgundur, uykusuz, birtakım ağrıları vardı o günlerde kendini çok güçlü hisseder. Bütün işi yapabilecek gibi hisseder işte kendini daha hareketli daha içine sığmaz şekilde hisseder. Bunlar aslında doğuma hazırlık evresinde bize verilen enerjidir ve biz bunu da onda kullanmamız gerekmektedir.

Özellikle biz doğum yakınken bir sürü telaşımız oluyor, işte hazırlıklarımız oluyor, hani şunu da tamamlamalıyız, bunu da yapmalıyız, şu hazırla da yapmalıyız, diye sürekli zaten doğuma kadar bu evrelerle geçiştirmekteyiz. Özellikle bu enerji yükselmesi olduğu günlerde biz bu enerjiyi tam tersi bu tip aktiviteleri ayırarak değil de dinlenerek, bebeğimize vakit geçirerek depolamalıyız ki onda biz doğumda biz bu enerjiyi kullanalım bu ön belirtiler dışında bide doğumun gerçek belirtileri var.
Bunlar nelerdir hani bunlardan herhangi birisi olduğunda artık doğum süreci başlamış olmakta ve biz ondan sonraki süreci hastanede geçirmek durumundayız. Bunlardan birincisi su gelmesidir. Bilindiği gibi bebeğimiz belli bir sıvı miktarı olan su kesesinin içinde yaşamaktadır 9 ay boyunca doğum başladığında basınçlı su kesesinin açılması olayına su gelmesi olayı diyoruz. Bu nasıl hissedilir balonun patladığını düşünelim yani su bitene kadar olduğumuz yeri ıslatacak kadar ya da idrarımızı engel olamıyormuşuz hissi olan yoğun bir şekilde akan sıvı miktarıdır. Genelde açık renkli ve berraktır, hafif ılık olabilir. İkinci belirttiğimiz kanlı akıntı ve nişan dediğimiz durum bu da doğumun başlayacağım belirtilerinden birisidir. Bilindiği gibi gebelik sürecinde rayım ağzımız mukus tıkacı ile tıkalıdır. Bizi enfeksiyonlara karşı koruma açısından başladığında o bu kıskacın açılması ile kanlı sümüksü bir akıntı gerçekleşebilir.

Diğer bir belirti de gerçek ağrılardır yani belli ritimde belli düzenli ve belli aralıklarla gelen kasılmalara bir doğum kasılmaları diyoruz. Bunlar genellikle ilk etapta 60 saniye civarında sürer yani 1 dakika kadar ritmik olarak 20 dakika ya da 30 dakikada bir tekrarlanır ve o tekrar de devam ederek bizi hastaneye başvuruda sebep olabilir. Bu 3 belirtiden herhangi birinin olması yeterlidir. Yani 3 belirti aynı anda görme şansımız yok ya da bu çok nadir olabilir. 3 belirtiden herhangi birisi olduğunda artık bizim gerçek doğum eyleminin başlamıştır, bebeğimiz gelmek istiyor dur ve bu süreçte hastanede getirmek durumundayız.